Bir şeyin güzel veya çirkin olmasının ölçüsü, o şeyin mükemmel olup olmadığına bağlıdır. Bir şeyin mükemmelliği ise, o şeyin kendi varlığının amacı doğrultusunda hizmet edip etmemesine bağlıdır. Bir şeyin yaratılış amacına uygun hizmet edip etmediği ise, o şeyin dışa yansıyan konumunun düzenli olup olmamasına bakar. Bir şeyin düzenli olup olmaması ise, içinde bulunduğu kütlenin veya kitlenin hak-hukukuna riayet edip etmemesine göre değer alır.

Mesela, bir gözün mükemmelliği onun -yaratılış amacı olan- varlıkları görmesidir. Varlıkları görmesi ise, mevcut güneş ışıklarının yansıma kanunlarına ayak uydurmasıyla mümkündür. Buna göre eşyayı gören bir göz, sadece kendi mükemmelliğine değil, aynı zamanda güneşin, atmosferin ve güneş sisteminin de mükemmelliğini göstermektedir. Çünkü gözün düzgün görebilmesi için, bu sistemin mükemmel işlemesi gerekir. Gözün az veya çok ışıklar karşısında elastiki bir esnekliğe sahip olması yanında, görme eyleminin gerçekleşmesi için gereken ışık dalgalarının, ışığın kırılma kanunlarının, görme frekanslarının iyi ayarlanması gerekir.

Aynı şekilde bir kulağın mükemmelliği onun yaratılış gayesi olan sesleri işitmesine bağlıdır. Sesleri işitmesi için kulağın mevcut sistemde yaratılması yanında, içinde bulunduğu atmosfer sisteminde de kulakların duymasını sağlayan bir frekansın ayarlanması şarttır. Madem, mevcut olan sistem bu amacın gerçekleşmesine hizmet ediyor, öyleyse mükemmel bir sistem işliyor.

Mesela, yer çekim kanunu olmasaydı, sadece uzay boşluğuna atılmak gibi bir tehlikeyle karşı karşıya kalmazdık, aynı zamanda bir lokma ekmeği bile yutamazdık. Yani, iç sistemimizin düzgün çalışması da bu yer çekim kanunun varlığına ve tabii ki bu kanunu yaratan Allah’ın sanat eseridir. Bu bir mükemmelliktir. Kâinatın bütün unsurları, bütün sistemleri milyarla seneden beri aynı mükemmellikte çalışıyor(13,8 milyar yıl). Aksi takdirde kıyamet çoktan kopmuştu.

Güzellik ve çirkinlik, mükemmellik ve noksanlık gibi olguların iki yönü vardır. Birincisi, bizzat varlıklarında mevcut olan durum. İkincisi; başkasına göre aldığı pozisyon. Kâinata baktığımızda, onun bizzat mükemmel  ve kusursuz işleyen bir sistem olduğunu göreceğiz. Bunun en büyük şahidi, mevcut bilimin uzun süre yapılan araştırmalar sonucunda ortaya koyduğu gerçeklerdir. Büyük bir bilgenin özetlediği gibi, mevcut fen bilimlerinin her biri çok harika bir araştırma sonucu vardığı yargı şudur: “Mevcut olan nizam ve intizamdan daha güzeli, daha mükemmeli imkân dahilinde değildir.”

İnsanların bakış açısına göre görülen manzaraların çirkin veya güzel olması, göreceliği olan bir husustur. Üzüntü içinde olan bir kimsenin herkesi, hatta bütün dünyayı ağlıyor görmesi; buna karşılık neşeli bir kimsenin de herkesi, hatta bütün varlıkları neşeli görmesi, göreceli ve değişken bir durumdur.

Kâinatta asıl olan güzelliktir. Çirkin olarak görülen bazı olgular ise, bu güzelliklerin güzelliğini göstermek için varlığa serpiştirilmiş ve güzelliklerin görünmesine vesile oldukları için de göreceli güzellikler sırasına terfi etmişlerdir. Ontolojik mekanizma içerisinde bunların varlığı gerçekten çok azdır. Örneğin, zikzaklar çizen bir kuyruklu yıldızın bu hareketi hata olarak görülebilir. Fakat bu hareket bir yandan düzgün hareket eden milyonlarca gök cisimlerinin güzelliklerinin anlaşılmasına katkı sağladığı gibi, diğer yandan bu zikzakları çizen kuyruklu yıldızlarda var olan çok güzel bir manevra kabiliyetini de göstermektedir.

Aynı şekilde insanların sindirim sistemine yüzeysel bakan kimse, oralardaki kıvrımları, eğeri-büğrü kavşak yolları bir düzensizlik sayabilir. Fakat işin ehli olanlar bunun böyle olmadığını çok iyi bilirler. Dünyada görülen olumsuz durumların büyük bir sebebi insanlardır. Sonuç olarak diyebiliriz ki, bütün kâinat lisan-ı halleriyle

“Yedi göğü birbiri üstünde (bir ahenk ve nizam içinde) yaratan O’dur. Sen, Rahmân olan Allah’ın yaratışın da hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Gözünü (göğe çevir de bir bak!) Bir bozukluk / noksanlık görebiliyor musun? Sonra gözü iki defa daha çevir, bak! Göz, umduğunu bulmadan bitkin ve perişan bir halde sana dönecektir (hiçbir kusur bulmadım diyecektir).”(Mülk, 67/3-4)

Mealindeki ayetleri okuyorlar ve şuurlu olanlara okutturuyorlar. Rabbim bizlere de okumayı nasip etsin.